Sevgili okurlarım; bu bir mektuptur, size yazılmıştır.
Okurlarımın eli kalem tutmuyor sanki. Kimse ne bir coşku yaşıyor, ne sevinç, ne öfke tepkisi veriyor.
Duymaz, görmez bir okur kitlesiyle karşı karşıya olmak ne kadar da sıkıcı. Sizin sevinç ve duygularınızı bölüşecek, mutlandıracak, umutlandıracak, sevgi duyduracak hiç bir eylemde bulunulmuyor mu?
Yaşama sevincinizi mi yitirdiniz, dostluklara gereksinimiz mi yok, arkadaş edinme hevesiniz mi kalmadı, ülke ve dünya sorunlarını dertleşebileceğiniz kimse mi kalmadı, sevgiliniz mi olmuyor, gurbet duygusu mu yaşamıyorsunuz? Nedir ne yapıyorsunuz. Sabah kurulu bir makina gibi evden çıkıp işe, işten çıkıp eve mi geliyorsunuz? Ekonomik koşullar boğazınızı mı sıkıyor?
Ortak konuları olabilecek hiç mi kimseniz yok?
Postacılar neden kapılarımızı üç kez tıklayıp "Posta!" demiyorlar.
Sevgilinizle hiç mi tartışmıyorsunuz, hiç mi aranızda kırılganlıklar yaşanmıyor, hiç mi birbirinize naz yapmıyorsunuz, hiç mi sevme heyecanı duymuyorsunuz da, postacıların suyu kesildi.
Hiç mi gurbet duygusu yaşamıyorsunuz, duygularınızı ve düşüncelerinizi yazıya döküp dünya yüzüne hasret dolu bir belge bırakmıyorsunuz. Kitap okumuyor musunuz, arkadaşlarınıza anlatmıyorsunuz? Roman, öykü ve şiir okumanız mı kesildi? Bir kurak dünyada mı yaşıyorsunuz?
Sizler ne yapıyorsunuz bilmiyorum.
Mektuplaşmayı unuttuk. Uzaktaki dostlarımıza kardeşlerimize, arkadaşlarımıza, gönüldaşlarımıza, sevgililerimize, canlarımıza mektup yazıyor muyuz? Yoksa bunların tamamı tükendi mi? Yaşam bitti mi?
Dergiye mektup yazan okurlarına, arkadaşlarıma, dostlarıma sevdiklerime karşılık veriyorum, bazan zaman yetmiyor, gene de direniyorum.
Nedir bu kısırlık, bu vurdumduymazlık, bu ilgisizlik, bu sevgisizlik, bu aşksızlık, bu içtensizlik, bu öfkesizlik? Dahasını yazamıyorum.
Bu sorular sadece size değil, kendimedir de.
Öteden beri mektup yazmayı seviyorum. Sevgili dostlarıma arkadaşlarıma, akrabalarıma, sevdiklerime, yakınlarıma yazma çabasındayım.
Gazetedeki okurlarımdan çok az mektup geliyor. Bunların başında Yalova’dan Mustafa Tetik kardeşim, bilinçli ve sorumlu mektuplu yazıyor. Çok uzun oluyor, ama gene de olsun, memnunum. Mümkün olduğunca karşılık veriyorum. Kısa ya da uzun fark etmiyor.
Dostluklar ancak böyle kurulabiliyor.
Büyük depremde panik halde aradığım isimlerden biri sevgili kardeşim Mustafa Tetik olmuştur. Bu dostluk ve kardeşlik mektuplarla kurulmuştur, yüzünü görmüş değilim. Biz birbirimizi Allah için seviyoruz. Sağlık haberini aldığımda ne sevinmiştim.
Özel dostlarımla elbette yazışıyorum. Birbirimizsiz edemiyoruz ki.
Güzellikler bu dünyada olunca karşılığını veriyor. Elbirliğiyle dostlukları kurmak bize düşüyor. Sevgi dolu bir dünyayı ancak biz kurabiliriz.
Sanal bir dünyada ses uçuyor, konuşulanlar uzama gidiyor, söylenenler unutuluyor. Yazı kalıyor, mektuplar ve dostluklar kalıyor. Bunu güçlendirmenin tek yolu da mektuplardan geçiyor.
Mektuplar, yazma eyleminin bir başlangıcıdır. Nice yazabilen yetenekler ancak mektuplardan keşfedilmişlerdir. Edebiyat dergi arşivlerini inceliyorum. Yeni yazmakta olan bir yazar veya şair, önce yazmış olduğu mektuptan keşfediliyor. Çünkü, şiirin kendisi bir başına belirlemeye ve tanımlamaya yeterli olmayabiliyor. Düzeyli bir mektup geldiğinde hemen saygıyla karşısında duruyoruz, ceketimizi ilikliyoruz, evet belli bir birikim ve yetenek karşısında olduğumuzu biliyoruz. Ürünleriyle mektup yollamayanlar karşısında ne yapacağımızı bilmiyoruz. Bu yüzden de, tedirgin oluyoruz.
Yazılarım hemen her gün bir mektup mesabesindedir. Bekliyorum ki kardeşlerim tepki versinler. Tepki sadece olumsuzluklara verilmez ki. Güzelliklere de verilmeli. Ya da bu köşeyi birlikte götürelim istiyorum.
Tepki almayınca, her halde boş bir iş yapıyoruz sanısına kapılıyoruz.
Yahu aziz ve azizeler size ne oluyor, şöyle bir yekinin, kalem ve kağıtlarınız alın ve sevdiklerinizi mektup yağmuruna tutun. Tanımadıklarınıza da yazın, düşman bildiklerinize de.
Mektuplarınızı bir gül gibi sunun. Gülü kim yadsır, kim görmezlikten gelir ki. Tükenmiş gibi sandığımız yaşamın birden yeniden başladığını görecek ve duyumsayacaksınız.
Ne katı yüreklerin mektuplarla yumuşadığını bilmeyenimiz yoktur.
Sizleri kırmak ya da üzmek için yazmıyorum bu mektubu. Bir şeyler anlatmaya çalışıyorum.
Okuduğunuz bir şiir ve öykü sevincini bir başkasıyla bölüşün. Sevgilinize yazacağınız bir mektup gelecekte yaşamınızın sandığına yerleşecektir ve bir gün günyüzüne çıkacaktır. Sevgili kızlarımızın çeyizleri arasında bir tomar mektup olacaktır, delikanlılar; gönül saraylarını süsleyecek olan güzellerini, sevgililerini bir tomar mektupla karşılayacaklardır.
Düşüncelerimizi, sevgilerimizi, aşklarımızı, umutlarımızı, öfkelerimizi, sevinç ve hüzünlerimizi ancak mektuplarla belgeleyebiliriz.
Yazın sevgili kardeşlerim, sevgili dostlarım, yol arkadaşlarım, sevgililer, âşıklar, umutsuzlar, umutlular muhataplarınızı bunaltın. Onlar karşılıksız kalmayacaktır. Sevgi dolu dünyamızı ancak böyle büyütebiliriz.







