Çeşitli dergilerde edebiyatla ilgilenen çevrelerin dikkatini çeken hikâyeler yazan Kekeç, İmza’dan sonra gazete yazılarına ağırlık verdi ama edebiyat dünyasıyla ünsiyeti belirsiz bir çizgide sürdü. Yazarın güncel siyaset eksenli yazıları, onun edebiyatla olan ilgisinin yeni bir anlayışa doğru açıldığının da habercisi oldu aslında. Aylık Dergi’de hikaye yazarak yazı hayatına atılan Kekeç, Mavera ve Yöneliş dergilerinde hikâye, deneme ve eleştiri yazıları yayımladı. İlk hikaye kitabı “Son İyi Şeyler” 1985 yılında yayınlandı. Bir kısmı gazete yazılarından oluşan 10 kitaba imza atan Kekeç’in müstear isimle yazdığı Milli Kurtuluş Tarihi’ni konu alan ilk romanı Akit Gazetesi’nde tefrika edildi.
Nihayet kendisinden beklenen çalışmalarına ağırlık veren Ahmet Kekeç’in “Yağmurdan Sonra” adlı roman çalışmasından Tuzla Belediyesi’nin açtığı Roman Armağanı sırasında haberdar olduk. Tuzla Belediyesi Roman Armağanı 1. lik ödülünü Metin Savaş’ın “Efendi Dayının Kozalakları” ile paylaşan Ahmet Kekeç’in “Yağmurdan Sonra”sı 28 Şubat sürecini eksen alıyor. Düşündürücü bir aşk hikayesi çerçevesinde “bizi” ele alan roman “iç süreçlerin” sorgulandığı bir özeleştiri ve muhasebe girişimi.
Romanı bitirdiğinizde 28 Şubat sürecinin hayatımızdaki sıkıntılı akışının ötesinde bir yere işaret ediyor roman. Aşırı baskı ortamından psikolojik baskı ortamına geçişte kendine yeni bir yol arayan İslami çabanın dün aldığı şekilde ‘dışarıdan’ tercüme eserlerin yeri ve bugün ‘içeriden’ sorgulandığında kayıplar çetelesi ve kazananlar. Roman kahramanı Murat, her birimize kimlik olduğu iddia edilen derin çizgilerin aslında bize ait olmadığını sıkıntılı bir yaşantıyla test ediyor. Yazarın aile içi çatışmalara, yasak aşk açmazına sürüklediği Murat, aynı kaderi farklı tezahürleriyle paylaşan insanların dramını da ustalıkla anlatıyor. Murat’ın yaşadıkça denk geldiğinde yaptığı eleştiriler haklılık kazanmakla birlikte, sizi de kendisiyle birlikte bir ‘ülke çıkmazı’na sürüklüyor.
Hidayet romanlarının kolaycılığını örtmek isterken, genele hakim olan karamsarlık duygusunu romana güçlü bir şekilde yansıtan Ahmet Kekeç, finale doğru iyice belirginleşen aile içi çatışmayı geçiştiriyor ve mahkum olma sürecinde Murat’ın Rana’dan ayrılmasını -nedense- romana yansıtmıyordu. (veya diğer ihtimaller...)
Aceleyle yazıldığını yer yer belli eden romanın en olumlu yanı, halen üzerinde tartışılan 28 Şubat sürecine kurban verilen insanların bunu haketmediğini belirginleştirmesi. Veya üzerinde çokça düşünmediğimiz şeylerin de bizim düşünce ufkumuzu iyice daraltması.
Çoktandır iyi bir roman okumadığınızdan şikayet ediyorsanız Şehir Yayınları’ndan çıkan “Yağmurdan Sonra”yı bir solukta okuyabilirsiniz..




