Seçim heyecanı yeni yeni dağılmaya başlıyor. Halktaki heyecan “çiçeği burnunda” milletvekillerine geçti. Mazbatalarını alan yeni mebuslar yavaş yavaş Ankara’nın yolunu tutacaklar. İşte bu noktada bütün o muhterem “vekillere” asillerden biri olarak bir çift sözüm olacak.
Muhterem vekillerimiz! Lütfen Ankara’ya gittiğinizde o tripleks villalara adım atmayınız. Altın rozetinizi yakanıza takmayınız ve evvela bu kardeşinizi dinleyiniz.
Yıllar yılı ülkemiz sancılar içerisinde kıvranmaktadır. Bu sancının en mühim sebebi “sistem”dir. Sancının en mühim ilacı ise “hürriyet”tir.
Ülkemiz “hürriyetlerin prangaya vurulduğu ülkeler” sıralamasında yıllar yılı hiç tartışmasız “birinci” durumdadır. En başta din ve vicdan hürriyeti resmen “yok”tur. Konuşma hürriyeti yoktur. Yazma hürriyeti yoktur. Düşünme hürriyeti yoktur. Tarihteki doğruları yazma hürriyeti yoktur. Hatta ve hatta “şiir okuma hürriyeti” bile yoktur. Bunlara mukabil, kişinin inandığı gibi yaşamak istemesi en büyük suçtur. Hindi gibi kara kara düşünmesi serbest, ama düşündüğünü açıklaması, jest ve mimikle dahi ifade etmesi suçtur.
Fikir üretmesi ve ürettiği fikirleri söz ve yazı ile dile getirmesi suçtur.
Elhasıl ülkemiz, “düşünen”, “inanan”, “fikir üreten”, yani kısaca “insan” olanlar için kâbuslarla dolu bir ülke haline gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir.
Sayın milletvekilleri! Yapacağınız ilk iş, işte bu karabasana son verip ülkede “hürriyet zemini” açmak olmalıdır. Geniş imkanlar, şan-şöhret duygusu, rahat mekanlar benliğinizi sarmadan evvel bu çok mühim meseleyi hallediniz. Bunu halletmeden evinizi Ankara’ya taşımayınız.
Şayet bu meseleyi halletmezseniz, yahut halledemeyeceğinize kanaat getirirseniz, o tripleks villalara adımınızı atmayınız, hatta Meclis’e de adımınızı atmayınız ve “Sine-i Millete” dönünüz. Bu çilekeş halkın duyguları önüne set olmayınız. Halkın duygu seli önünde baraj vazifesi görmeyiniz. Halkı sisteme entegre etmekle vazifeli katalizör rolünü üstlenmeyiniz.
Evet, “Salla başı al maaşı” ve “Yan gel yat, keyfine bak” düşüncesi de bir düşüncedir. Ama şunu unutmayınız ki bu düşünce “habis” bir düşüncedir. Bu ülkeyi ve bu halkı işte bu düşünce perişan etmiştir.
Muhterem Milletvekilleri! Bir müddet çalışmalarınızı tâkip edeceğim. Sizlerin de sisteme entegre olduğunuzu, yumuşadığınızı görürsem, yönümü bütünüyle sizlerden de çevireceğim. Ondan sonra ne haliniz varsa görünüz.
Kaynak: Gazete Çağrı Özel Makale




